BLUE TRANCE FM
HOŞGELDİN
Ops Bir Dakika!

Siz yenisiniz galiba buralarda yanılıyormuyum, yeniler sitemizin tüm özelliklerinden yararlana bilmek için aşağıdaki kayıt butonundan ücretsiz üye oluyorlar, sizde kayıt olarak bize katılmak istemezmisiniz ?


Alt dudak üst dudak fark etmez

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Alt dudak üst dudak fark etmez

Mesaj tarafından H3D3FTUR4N Bir Cuma 20 Mart 2009, 13:31

Gölgesizler”deki rol arkadaşı Hakan Karahan’ın “Ben kadınları üst dudaktan
öperim. Ama Taies yüzünü çevirince alt dudağı geldi, donup kaldım” açıklamasıyla
dikkat çeken Taies Farzan, yaşananları anlattı.



Bu benim ilk öpüşmem değil

Ben
alt dudak, üst dudak diye ayrımcılık yapmam, fark etmez. ılk kez de öpüşmüyorum.
Daha önce başka bir filmde seviştim hatta... Gerçi ilk kez biri çıkıp cesurca
“Öyle bir öptü ki, repliğimi unuttum” dedi, ama bunu ciddiye almadım, rahatsız
olmadım. Hakan’ı tanımayanlar onu çok ciddiye almış olabilirler. Hani çocuklar
eline yeni bir oyuncak alır da sevinçle karışık bir heyecan duyar ya, o da
amatör oyuncunun böyle bir sahnede yaşayabileceği bir duyguyu anlattı, o
kadar...
Adım ‘alt dudak’a çıktı

Hakan,
o sahneyi çok keyifli anlattı bence. Ama şimdi Taies Farzan denince insanlar
hemen “Aaa, alt dudak mı?” diyorlar. Türkiye’ye böyle bir giriş yapmak
istemezdim. şimdiye kadar hep gözlerimle tanınırdım çünkü... Ama oldu bir
kere... Bir de bazı insanlar benim Hakan Karahan ile birlikte olduğumu
düşünüyormuş. Açıkçası bu tip haberler çıkınca “Hadi ya” deyip geçtim. Ben onu
ve Candan Erçetin’i bir yıla yakın süredir tanıyorum. Yok öyle bir şey tabii
ki...
“Gölgesizler” filminde Hacer karakterini canlandıran Taies Farzan, rol
arkadaşı Hakan Karahan’ın “Kadınları hep üst dudaktan öperim. Ama Taies yüzünü
çevirince alt dudağı bana geldi. Dondum kaldım, çekim durdu” açıklamasıyla
gündeme geldi. Olayın büyümesine şaşıran ıran asıllı Alman oyuncu “Öpüşmek ne
ki, ben önceki filmlerimde seviştim de...” dedi.
Daha önce Özcan Deniz ile “Kader” dizisinde rol almıştınız. şimdi
“Gölgesizler”desiniz. Türkiye’de adınızı duyurmak için neden bu kadar geç
kaldınız?
- Türkiye’de zaten çok oyuncu var ve buradaki imkanlar da
daha çok onların hakkı. Başkalarının piyasasına girmeyeyim diye
düşündüm.

Kültürler arasında epey yolculuk yapmışsınız. Bu yol
ne zaman başladı?

- Şanlı bir aileden geliyorum. Babam Farshid
Tarzan yönetmen ve oyuncuydu. Rejim değiştiğinde, iktidarın hazzetmediği
sevişme, öpüşme sahneleri olan batı normlarında filmlerde oynadığı için tüm
ülkede aranmaya başladı.

Ve ülkeden kaçtınız... Peki artık ıran’a
gidebiliyor musunuz?

- Gidemiyorum. Nedeni onlara hitap etmeyen
tiyatro oyunlarında yer almış olmam. Kaldı ki Türkiye benim anavatanım gibi.
Buraya geldiğimizde çocuktum. Çocukluk ve ergenlik dönemlerimi ıstanbul’da
geçirdim. Alman vatandaşı olsam da burada daha rahatım, hiçbir şekilde
yabancılık hissetmiyorum. Halimden şikayetçi de değilim. Aksine çok mutluyum.
Ailem o olayları yaşamasaydı farklı kültürleri tanıma fırsatı bulamayacaktım.
Amerika’da, ıran’da, Türkiye’de, Almanya’da yaşadık. Almanya’da oynadığım dans
tiyatrosu ile Afganistan’dan Sri Lanka’ya kadar birçok yeri dolaştım. O oyun
sayesinde birçok farklı kültürü de tanımış oldum.

Oyunculuğa
nasıl başladınız?

- Türkiye’deyken halk oyunları ekibindeydim.
Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmada ikincilik bile kazanmıştık. O
günlerde babamla birlikte adres sormak için Köln’deki bir tiyatroya girdik ve
masanın üzerinde duran Hürriyet gazetesinde ikincilik fotoğrafımızı gördüm. Bu
sayede dans ettiğimi öğrendiler ve bana “Yunus Diye Göründüm” oyununda semazen
rolünü teklif ettiler. Oyuncu olmak istemediğimden kabul etmedim ama babam “şu
anda yaptığın bir şey yok, tabii ki gelirsin” deyince ona olan saygımdan dolayı
provalara başladım.

BU FİLMİN DEĞERİ ZAMANLA
ANLAŞILACAK


Hep alaylı mı devam etti oyunculuk
serüveni yoksa eğitim aldınız mı?

- Teori eksikliğini hissedince
oyunculuk okuluna girdim, ama orada beni bir yıldan fazla barındırmadılar.
Müzikalinden çocuk oyununa ve dramasına kadar her türü Almanca, ıngilizce,
Farsça oynamış biri olarak bana verecek bir şey bulamadılar.


Gelelim son filminiz “Gölgesizler”e... Bu ekibe nasıl dahil
oldunuz?

- Bunu Mustafa Oğuz’a borçluyum. Çünkü geçen sene
düzenlenen Berlin Film Festivali’nde beni Hakan Karahan ve Candan Erçetin ile
tanıştırdı. Benim için büyük şanstı. ıyi ki onlarla tanışmışım, iyi ki bu filmde
yer almışım.

Çok başarılı oyuncularla birlikte kamera karşısına
geçtiniz. Nasıl bir deneyim oldu sizin için?

- Tam bir okul gibiydi.
Diksiyon-fonetik’te Arsen Gürzap, oyunculukta Ahmet Mümtaz Taylan, hoş sohbeti
ve tecrübeleriyle Selçuk Yöntem... Ayrıca benim gibi bir gurbetçi daha vardı
ekipte; Erhan Saban...

“Gölgesizler” iki haftada 267 bin 186
kişi tarafından seyredildi. Gişede hayal kırıklığına uğradınız mı?

-
Hayır, bir noktadan sonra halkın filmi alıp götürmesi, sahiplenmesi gerekiyor.
Bazı filmler vardır, bugün çok duyarsınız ama yıllar sonra unutulup gider.
“Gölgesizler”in değeri ise zamanla anlaşılacaktır.

Hakan
Karahan’ın kameralara öpüşme sahnesinde yaşadıklarınızı anlatmasına ne
diyorsunuz?

- Programı izleyemedim ama ertesi gün hep beraber
internetten seyrettik, çok eğlendik. Hakikaten fark etmemiştim o sırada
olanları. Bir de ben alt dudak, üst dudak diye ayrımcılık yapmam. ılk kez de
öpüşmüyorum. Daha önce başka bir filmde seviştim de. Gerçi ilk kez biri çıkıp
cesurca “Öyle bir öptü ki repliğimi unuttum” dedi. Ben bunu hakikaten ciddiye
almadım, rahatsız olmadım. Hakan’ı tanımayanlar onu çok ciddiye almış
olabilirler. Hani çocuklar eline yeni bir oyuncak alır da sevinçle karışık bir
heyecan duyar ya, o da amatör bir oyuncunun böyle bir sahnede yaşayabileceği bir
duyguyu anlattı. Çok da keyifli anlattı. Ama şimdi Taies denince insanlar hemen
“Aaa, alt dudak mı?” diyorlar. Türkiye’ye böyle bir giriş yapmak istemezdim.
şimdiye kadar hep gözlerimle tanındım çünkü...

İnsanlar sizin
Hakan Karahan ile birlikte olduğunuzu düşünüyor...

- Bu tip haberler
çıkınca “Hadi ya” deyip geçtim. Ben onu ve Candan Erçetin’i bir yıla yakın
süredir tanıyorum.
ALMANYA’DA YA TERÖRİSTİM YA
HİZMETÇİ

Oyunculuk size yetmemeye başladı, yapımcılığa da el attınız. Ne zaman
oldu bu geçiş?
- Bir şirket kurup Almanya’nın en genç yapımcısı
oldum. ılk filmim “Breathful”da hem oyuncu hem de yapımcıydım. Deneysel sanat
filmiydi ve elimdeki parayı bir güzel batırdım, ama olsun... Amerika’ya gidip üç
ödülle döndük. Sonra 2006’da bir filmde daha yapımcılık yaptım. Hâlâ teklifler
geliyor ama ilerleyen zamanlar için düşünüyorum. Yazmayı seviyorum, yazıp
yönettiğim kısa metrajlı filmimle Los Angeles’ta en iyi yönetmen ödülünü aldım
mesela...

Yurtdışında alkışlanıyorsunuz, ödül alıyorsunuz.
Almanya’da nasıl karşılanıyorsunuz peki?

- Genelde sizi hep dış
görünüşünüzle bir yerlere koyuyorlar. Türkiye’de farklı roller oynama imkanım
olsa da Almanya’da genelde hizmetçi ve terorist rolleri geliyor. Her ne kadar
son dönemde Almanya’da Türk kökenli oyuncuların sayısı artsa da hâlâ bizim
istediğimiz seviyede değil.

H3D3FTUR4N
avatar
PREMİUM

Erkek
Yaş : 32
Şuku : 2
Mesajlar : 13
Konum : TURKEY
Entry Puanı : 3180
Kayıt Tarihi : 20/03/09

Uyarı yok

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz